22 06.2010

Ülkemiz liberallerine mektup: Bırakınız yapmasınlar, bırakınız geçmesinler…

Sevgili ülkemiz liberalleri;

Bu “motto” halkların irade sahibi olduğu, olabildiği ve örgütlenebildiği ülkelerde, zaten halk iradesine sahip çıkabildiğinden, kendisini ifade ettiğinden ve de isteklerini dayatabildiğinden dolayı kendiliğinden var olur.

Ancak, halkın örgütlenemediği, irade sahibi olmadığı ve de bir zümrece yönetildiği toplumlarda bu “motto”nun uygulamaya konması, yalnızca halkın zümre tarafından örgütlenmesinin ve bir irade ortaya koymasının engellenmesine, sürekli baskı altında tutulmasına, en önemlisi de seçimlerinin sürekli manipüle edilmesine yol açmaktan başka bir şeye hizmet etmeyecektir.

Nasıl ki 1980 öncesi Türkiye’de solcular bir romantizm ile bilimsel sosyalizm’i unutup, daha uçarı düzeylerde sistemi savundularsa, bugün siz liberaller de aynı romatizm ile olmayacak işin peşinde koşmaktasınız.

Bugün liberal özgürlük diye peşinizden koştuğunuz Amerikan mandası, 1980 öncesi solcuların peşinden koştuğu Stalin sosyalizm’inden hiç de farklı değildir. Sonuçları yapıcı değildir ve de olmayacaktır, olamayacaktır da.

Halkının örgütlenip en basit olayda bile söz sahibi ol(a)madığı, oldurulmadığı, toplanıp sesini çıkartamadığı bir ülkede, ne liberal bir ekonomi, ne liberal bir toplumsal sistem uygulanamaz. Uygulanması durumunda “elit zümre”ye; “buyrun üzerimizden geçinin, ne isterseniz yapın, nereye isterseniz geçin” demek olacak ve halkın iradesini kenara koyup, bu zümrenin kararlarının halkın kararı olmasına neden olacaktır. Tıpkı, 1980 öncesi savunulan sosyalist düşüncenin uygulanabilirliği kadar, bugün de liberal sistemin uygulanabilirliği mevcuttur.

Dolayısıyla;

  • Öncelikle bırakınız, halk örgütlensin.
  • Bırakınız, halk önce bir iradesini ortaya koyabilsin.
  • Bırakınız, öncelikle halk reklamlardan bağımsız seçime gidebilsin.

Öncelikle bunları bir bırakınız ki, ardından halk istediği sisteme geçebilsin.
Öncelikle bunları bir bırakınız ki, halk öncelikle kendi adına uluslararası ve yurtiçi iradeyi kullanacak olan yöneticilerini pazarlama ile değil, özgürce seçebilsin.

Bırakınız, örgütlensinler, bırakınız, irade göstersinler, efendim.

Yazdırın, paylaşın, ekleyin
  • Print
  • email
  • PDF
  • Add to favorites
  • Twitter
  • Tumblr
  • Facebook
  • StumbleUpon
  • Posterous
  • Digg
  • del.icio.us
  • FriendFeed

İlgili Başlıklar

BeğenmedimBeğendim  
Bu yazı,  2 adet oy almış, oylama ortalaması ise;  +2dir.
Loading ... Loading ...
, , , , , ,

Yorumlar

  1. 24 Eylül 2010 @ 23:03
    Yorum  |  Permalink

    artık iletişim araçları bu kadar gelişmişken, (bazıları toplumların cahilliğinden bahsetse de)eğitim düzeyi bu kadar artmışken, insanlar kendi üzerlerinde baskı kurdurmazlar. özgürlüğe ve demokrasiye müdahale ancak ve ancak seçimlere müdahale ile olur. aksi taktirde ne yapılırsa yapılsın insanlar kendisi için ne faydalıysa, daha da önemlisi kendisi ne istiyorsa ona oy verir. örneğin referandum da birbirine yakın sonuç çıkması her iki tarafında baskı altında olmadığını gösterir. dolayısıyla bana göre insanlar doğruda olsa yanlışta olsa istediğini seçip istediğini söyleyebiliyor. münferit olaylar olmuyor mu? oluyor tabi. Ama münferit!

Yorum yapın