
Baudrillard, simülasyon kuramında, var-olan -ya da var bile olmayan- gerçekliklerin, zemini olmayan bir gerçeklik varsayımı üzerinden gerçekmişçesine sunulması durumunu anlatmıştır…
(Biraz uzunca bir yazı oldu sanırım ama…)

Baudrillard, simülasyon kuramında, var-olan -ya da var bile olmayan- gerçekliklerin, zemini olmayan bir gerçeklik varsayımı üzerinden gerçekmişçesine sunulması durumunu anlatmıştır…
(Biraz uzunca bir yazı oldu sanırım ama…)

11 yıl önce elimizde doğmuştun… Annen seni bize emanet edip gitmişti. Sen ve kardeşinle neler yaşamamıştık ki ama… Kardeşinin çocuklarına babalık bile yaptın, her ne kadar birisini ağaç tepelerine kovalasan, bir diğerini ise her gün oyunlara boğup sevsen de… Evin en arsızı, en şımarığı, en haylazı hep sendin… Bir kedinin yapabileceği her türlü olayın altından hep sen çıkardın… Ama, ne var ki artık yoksun işte… Böbreklerin yetmedi, onu yetirdik, bu sefer de yaşın fazla geldi… Ve ayrıldın bizim yanımızdan işte… O gün bugünmüş…

1938′den 2009′a… Saat tam 09:05… Tam 71 yıl. Türkiye’de bir cumhuriyet fikrinin, Türkiye Cumhuriyeti fikrinin sahibi ve de yaratıcısı Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümü bugün. Dünyanın her tarafındaki özgürlük savunucularının, emperyalizm karşıtlarının örnek aldığı, Doğuda, Uzak Doğu’da, Batı’da pek çok liderin adını saygıyla andığı Türkiye Cumhuriyeti lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü biz, artık her geçen gün daha da hasretle anar olduk.

Büyük gün geldi ve bir araba edindik. Peki, nasıl alıyoruz bu aracı üzerimize bir bakalım. Aracı almadan önce, uzun süreler nasıl alınır, işlemler – süreçler nelerdir, nelere dikkat etmek gerekiyor araştırmıştım. Ancak bu araştırmalarıma rağmen hala araç ruhsatıma kavuşmuş değilim!…
Bunun için gelecekte belki hem bana, hem de bu sayfaya denk gelenlere yardımcı olması umuduyla adım adım nasıl araç alınır konusuna eğiliyorum bu yazıda da

Yani araba; 1998 Rover 216 Si. 1,6 motor, 111Hp, 5 kapı, hatchback, sunroof, geniş bir iç hacim ve kullanım kolaylığı.
Ehliyet alınınca hemen bir araba edinmek zor ülkemizde. Tabi, araba kriterimiz de önemli bu noktada. Eğer amacımız, ayağımızı yerden kessin, istediğim yere götürsün, zaten çok uzak mesafeler de gitmiyorum diyorsanız, bir kartal, serçe gibi ucuz yollu çözümler de mevcut. Ancak, iş eğer arabanın ayağı yerden kesmesinden çıkıp, bir konfor arayışına, bir zevke vardıysa ve en önemlisi de, bunları bir arada sunabilen yeni bir araç almaya da imkanlarımız el vermiyorsa eğer, bana göre Rover araçlar güzel bir seçim olacaktır.

Geçtiğimiz zamanlarda gerçekleşen vahşi bir cinayetin ardından zanlının yakalanma süreci ve yakalandıktan sonrası sürekli olarak Türkiye gündemini meşgul etti… Cem Garipoğlu ve Münevver Karabulut cinayetinden bahsediyorum…
Bu yakalanma olayı sonrasında, bu adreste aşağıdaki gibi bir yorum okudum:

BbPress ve Wordpress ile günlerce cebelleşmenin sonucunda http://www.sosyolojiturkiye.com blog – forum internet sitesi açılmış bulunuyor
Site içerisinde de detaylı bir şekilde internet sitesinin amacını yazdım, ancak buradan da belirtmek isterim ki, internet sitesinin, adından anlaşılan amacı dışında bir amacı bulunmamaktadır. Yani hiçbir mali, ideolojik, siyasal, zümresel…vb. yanı yoktur. Yalnızca, Türkiye sosyoloji ve de sosyologları için bir platform oluşturma çabasıdır. Altında bir bit yeniği aramanın anlamı da yoktur sanırım.

Çok çok geçenlerde bir laf etmiştim düşünürken beynimin derin dehlizlerinde… Paylaşayım istedim…
Belki de, toplum olarak birbirimizden böylesine koptuğumuz bugünlerde, birbirimizin değerini anlamamız için gerekli, aynı zamanda da kendimizin de değerini anlayabileceğimiz ve de toplum içerisindeki bireylik rolümüzün, aslında ne kadar da toplumsal bir rol olduğunu anlatan bir cümle oldu.
Hani bir laf vardır, “birlikten kuvvet doğar” şeklinde. İşte o birliğin, bireyler olmadan oluşamayacağı, oluşan kuvvetin de yalnızca birliği oluşturan bireylerin topluluk içerisinde neden olduklarının ve en önemlisi de, topluluk içerisinde olma isteklerini ortaya koymaları ile oluştuğunda kuvvetli olabileceğini hatırlamak gerekiyor sanırım.
Hocaya sormuş öğrencisi:
“Hocam, kültürlü olmak için ne yapmak gerekir?” Hoca demiş ki;
“Üç tane üniversite bitirmek lazım..” Öğrenci üç üniversite bitirip yıllar sonra gelmiş..