Yalnızlığa bir şiir, bir yazı…
Yalnızlığa yalnızlığı anlatan, insana acizliğini anlatan…
Yalnızlığa bir şiir, bir yazı…
Yalnızlığa yalnızlığı anlatan, insana acizliğini anlatan…
Hayat her zaman gülmez,
Ağlamaz da…
Bugün çok kötü geçti,
Ama bu yarının garantisi değil…
(…)

Her toplumun kendine özgü gelenekleri, âdetleri, bayramları.. vb. vardır. Ancak bunların hepsinin yanında her toplumun kendisine has bir dili vardır. Örneğin ülkemizi ele alırsak, Karadeniz Bölgesinde “Karadeniz lehçesi”, Doğu Anadolu Bölgesinde “Doğu Anadolu Lehçesi”, ..vb. konuşulmaktadır. Bunların hepsi sadece o bölgeye özgü konuşma dilleridir ve o bölgede yadırganmazlar. Ancak siz Karadeniz şivesiyle gidip İstanbul’da konuşursanız büyük ihtimalle karşınızdaki kişi sizi anlamakta zorlanacaktır. Hatta birazda sizi yadırgayacaktır.
Bazen yalnız kalmak, bu şehrin keşmekeşinden sıyrılmak istiyorum. Herhangi bir yerde, sadece yalnız… Sakin… Huzurlu… Kimsesiz… İnsan yaşayamaz belki uzun süre yalnız. Ancak yine de yalnızlık isteğinin önüne geçemiyor insan. İnsanı yalnızlığa iten belki de yine insanlardır, belki de şehirler, belki de binalar, kim bilir?… Bugünü bugünde yaşarken, dünde kaybolmaktan, yarını kurtarmaya çalışırken bugünü kaybetmekten bıkmışızdır belki insanlardan, şehirlerden…