19 06.2010

Dört Dönemde Türkiye Siyaseti

Sonucu bağlanmamış bir yazı okuyacaksınız. Türkiye’nin tek adam İsmet İnönü ve Tek parti CHP yönetiminden, çok partili döneme geçişi ve DP ile birlikte yine tek adam Adnan Menderes iktidarından itibaren, CHP’nin muhalefeti, partilerin duruşları ve nasıl iktidar oldukları, Türkiye’nin iktidar ortağı olmuş partileri ve politikaları ve iktidarların nasıl bittiğine dair biraz kısa, biraz da üstün körü yazılmış bir yazıdır bu.

1. Dönem: CHP ve Demokrat Parti

Menderes, CHP’ye karşı kurulmuş DP’nin ilk başkanıydı ve tabanı milli görüşçüler ile muhafazakârlardı. Yani, Osmanlı’dan devşirilmiş olan sistemin değişmesini pek istemeyenlerdi. Ancak, beklenmeyen birşey oldu ve değişimi destekleyen, ancak yeni kurulan bu cumhuriyetin sorunlarından CHP’yi sorumlu tutanlar da DP’yi desteklediler ve Menderes tek başına iktidar oldu.

Ardından Adnan Menderes, CHP gibi devleti kuran bir parti ve zümre karşısında tek başına iktidar olmanın verdiği sarhoşluğu yaşamaya başladı ve özellikle de, giriştiği yurtdışı bağlantılar 1960 darbesinin temellerini oluşturdu ve devrim karşıtlığından dolayı asıldı.

2. Dönem: CHP ve Adalet Parti

Menderes sonrasından 1980′e kadar, siyasal arenada, Demirel – Ecevit çekişmesiyle geçti. Demirel, Menderes ve görüşünün temsilcisi değildi. O’nun açtığı yoludan daha modern ve daha mandacı bir tutum ile siyaset güdüyordu. Ecevit ise, devletin kurucu partisinin başındaydı, ancak tabanı daha radikal sola kaymaya başlamıştı. Yani, Türkiye siyasi arenasında klasik sağ – sol söylemler ciddi bir değişime uğramıştı. Demirel de, Ecevit de elitinden radikaline herkesten destek görüyordu ve bu durum siyaseti bir çıkmaza sokmuştu.

Siyaset bu aşamada, yalnızca yerel bir çekişme halinden çıkmış, SSCB ve ABD arasında da önemli bir yere oturmuştu. ABD, Demirel’e destek sağlayıp ve radikal sağı, radikal sola karşı kışkırtırken, SSCB ise, kısmen Ecevit’e destek verip ve radikal solu da tamamen tarafına çekiyordu. Yani 60′larda başlamış olan ABD karşıtlığı ve yükselen Kemalizm, siyaset alanına çekilerek ülke içerisinde bir ABD – SSCB karşıtlığına kadar çatışmalar yükseltilmişti.

Bu durum ise, 1980 darbesine neden oldu. Bu darbenin hazırlayıcısı ve aktörü hakkındaki genel kanı ortadadır. Öte yandan, bu darbe ve ideolojik çatışma içerisinde milli görüş hareketi çok yer almamıştır. Çünkü, çatışan iki tarafın ideolojisi de, milli görüş ideolojisine hiç yakın değildir.

3. Dönem: 1980 sonrası bunalım

1980 sonrasında siyaset, sağdan da, soldan da arınmış ve Kemalizm, bir ideolojiden çok takıntı haline getirilmişti. Adalet Partisinden bir isim, Turgut Özal, kurduğu ANAP ile soldan daha az radikalleşmiş olan sağ ve 1980 öncesinde pasif kalmış olan milli görüşün desteğini almış, diğer yandan da çatışmalardan yılmış halkın karşısında da, tarafsız görünümü ile tek seçim olarak ortaya çıkmıştır. Bu da ANAP’ı o dönem tek başına iktidar olmasındaki en önemli sebep olmuştur.

ANAP’ın tarafsız görünümüyle tek başına iktidar oluşu, karşısında bir CHP’nin ya da ciddi bir muhalefetin olmayışı ve de sol’un da 1980′de yerle bir edilmiş olması sonucunda, 80′ öncesinde Demirel’in yanında yer alanlar ile Turgut Özal, 80 öncesinde yarım kalan işleri tamamlamaya koyuldular. ANAP dönemi, her ne kadar Türkiye için yükseliş dönemi gibi görülse de, arkaplanlda 80 öncesinde SSCB karşıtlığı için planlanmış tüm oyunlar hızla gerçekleştirilmekteydi.

Ardından, 80 öncesi aktörler, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel ve Deniz Baykal yeniden siyaset sahnesine geldiler. Turgut Özal cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel AP’nin ardılı olan DYP’nin başına geçmiş, Bülent Ecevit bir dönemin kapandığını söyleyip CHP yerine DSP’yi kurarak başına geçmiş ve son olarak Bülent Ecevit’in 80 öncesi parti içi rakibi Deniz Baykal’da başkanı olarak CHP’yi yeniden kurmuştu. Böylece de, 1980 öncesi siyaset, nüans farklılıklarıyla yeniden başlıyordu.

90′lı yıllara geldiğimizde, artık “görevini tamamlamış olan” Turgut Özal sahneden çekildi. Ardından, bir “guru” olarak Süleyman Demirel cumhurbaşkanlığına geldi ve Tansu Çiller Liderliğinde DYP, Mesut Yılmaz liderliğinde ANAP, Bülent Ecevit liderliğinde DSP, Devlet Bahçeli liderliğinde MHP, Necmettin Erbakan liderliğinde FP ve son olarak da (her ne kadar Bülent Ecevit’in varlığında adı geçmese de) Deniz Baykal Liderliğinde CHP bu dönemin siyasi aktörleri olacaktı. 90′lı yılların temel olarak bu parti ve liderlerin ekseninde oynandı siyasal oyunlar.

4. Dönem: CHP ve AKP

99′a geldiğimizde Türkiye tarihi bir ilki yaşadı. DSP, MHP ve ANAP bir koalisyon ile liderliğe gelmişti. 3 partinin o dönemde ortak bir noktası vardı. 1980 sonrasında ciddi bir yükselişe geçen “milli görüş” hareketine karşı bir duruş. İktidara geldiklerinden itibaren de Bülent Ecevit’in de yoğun baskılarıyla iktidar kolayca sola kaymış bir görüntüdeydi ve Türkiye, yavaş, ancak sağlam adımlar ile yükselmekteydi.

Ne var ki, karşılarında 20 yılda gerek ekonomik olarak, gerekse halkın alt tabakalarını kendilerine çekerek kitlesel bir büyüme yaşamış milli görüş hareketi ve politikalarından ötürü de karşılarına aldıkları büyük burjuvazi duruyordu. Neticede 2002 yılında bu 3′lü koalisyonun da ipi çekildi ve 80′den 2002′ye kadar yaşanan siyasal bunalımdan rahatsız olan halk, 2002′de “yeni” söylemler ile gelen ve medya tarafından da bolca poh pohlanan AKP’yi tek başına iktidar yaptı. Aslında tek başına olması seçim sisteminden kaynaklı bir “sorun” olsa da, sonuçta tek başınaydı.

Siyasal arena da değişmişti artık. Bülent Ecevit siyasetten çekilmiş (ve ardından da ne hikmetse aniden ölüvermişti), Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’de siyasetten çekilmiş, CHP, DSP’nin yerin dibine geçirilmesiyle birlikte yeni “sol” siyasal aktör olmuş ve AKP ise, yeni bir DP, AP ve ANAP olmuştu. Öte yandan, “milli görüş” partisi FP kapatılmış, yerine SP kurulmuş, ancak SP’nin yerini de AKP almıştı.

Sonuç olarak, AKP iktidarının en büyük özelliği, az önce de cümle arasında geçirdiğim, Demokrat Parti, Adalet Partisi ve ANAP’ın yerine gelmiş bir parti olmasıydı ve zaten iktidara geldiklerinde de ülke çağında tüm reklam panolarında Adnan Menderes, Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan’ın yan yana bulunduğu afişler asılmıştı. DP’nin karşısında CHP vardı, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit ile birlikte. AP’nin karşısında yine CHP vardı, başında Bülent Ecevit ile, ANAP’ın karşısında ise pek kimse kalmamıştı 1980 sonrasında. AKP’nin karşısında ise bugün yine CHP muhalefette bulunuyor, başında Deniz Baykal vardı. Ancak, malum yakın bir gelişme olarak o da yerini Kemal Kılıçdaroğluna bırakmak zorunda kaldı.

Sonuç

Tarih tekerrürden ibarettir

Netice itibariyle; tarihsel düzlemde;

  1. DP, tek başına iktidar olması neticesinde girdiği rehavet, darbe ile sonuçlanmıştır. Lideri, asılarak cezalandırılmıştır.
  2. AP’nin siyasal mücadelesi asla bitememiş, nihayetinde çıkan karışıklık darbe ile sonlanmıştır. Siyasal aktörlerin neredeyse tamamı hapsedilmiştir.
  3. ANAP’ın tek başına iktidarı ile derin bir “uyku projesi” başlatılmış, ülkenin siyaseti çıkmaza sürüklenmiştir. Neticesinde parti liderinin öldürüldüğü iddiaları son derece kuvvetlidir.
  4. 99′daki 3′lü koalisyon Türkiye’yi hem siyasal buhrandan, hem de ekonomik durumun kötüleşmesini durdurup, milli ekonomiyi güçlendirmeye çalışırken, 2002′de bir anda ipleri çekilmiştir.
  5. Son olarak 2002′den beri “tek başına” iktidar olan AKP, şu anda tıpkı DP ve ANAP gibi Türkiye’nin her karışını ele geçirme çabasına girişmiştir.

Sonuçlarını ise hep birlikte göreceğiz.

Görsel: MSP’nin 1973 afişi. (kaynak)

Yazdırın, paylaşın, ekleyin
  • Print
  • email
  • PDF
  • Add to favorites
  • Twitter
  • Tumblr
  • Facebook
  • StumbleUpon
  • Posterous
  • Digg
  • del.icio.us
  • FriendFeed

İlgili Başlıklar

BeğenmedimBeğendim  
Bu yazı,  4 adet oy almış, oylama ortalaması ise;  +2dir.
Loading ... Loading ...
, , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar

  1. 08 Ağustos 2010 @ 19:40
    Yorum  |  Permalink

    Eline sağlık kardeş, başka yazılarını da okudum; hakkını helal et.

Yorum yapın