
11 yıl önce elimizde doğmuştun… Annen seni bize emanet edip gitmişti. Sen ve kardeşinle neler yaşamamıştık ki ama… Kardeşinin çocuklarına babalık bile yaptın, her ne kadar birisini ağaç tepelerine kovalasan, bir diğerini ise her gün oyunlara boğup sevsen de… Evin en arsızı, en şımarığı, en haylazı hep sendin… Bir kedinin yapabileceği her türlü olayın altından hep sen çıkardın… Ama, ne var ki artık yoksun işte… Böbreklerin yetmedi, onu yetirdik, bu sefer de yaşın fazla geldi… Ve ayrıldın bizim yanımızdan işte… O gün bugünmüş…
Yemek pişerken, ocaktaki yemekleri kontrol ederdin, yemeği yerken de mutlaka payını isterdin sinsice… Yemek sonrası kahvelerinde ise, bir kucak, ilgi, sevgi beklerdin hep. Telefonla mı konuşuluyor? Mutlaka karşı taraf bir de boncuk sesi duyardı telefondan. Yemek verirdik beğenmezdin, bir de tuvalet muamelesi yapardın yemeğe, üzerini kapatırdın pandomik bir şekilde…
Annen bize geldiğinde, sizleri doğurduğunda gözümüzün içine bakmıştı iyi bakın onlara diye, hep sizinle ilgilenmişti… O gittiğinde, sadece gitmişti, çünkü zaten onun evi sokaklardı… Ama sen evimizde doğdun, elimize doğdun. Kar beyazı “Prenses” kardeşinle birlikte, evimizde oyunlar oynadınız, boğuştunuz. Bizle birlikte birer insan oldunuz, kişiliğiniz oldu. Daha sonra kardeşin iki çocuk daha verdi bizlere, sizlerin yanına. Artık dört taneydiniz ve dördünüz de elimizde doğmuştunuz. Hepimize arkadaş oldunuz, evde yaşayan bireyler oldunuz… Hastayken yanımızdaydınız, neşelerimizde, üzüntülerimizde, sinirlerimizde hep yanımızdaydınız. 11 yıllık tüm yaşantıları yazmaya sayfalar yetmez… Sonuç olarak, sen bugün yaklaşık 70 yaşında bir insana denktin. Yaşlandın, Maske terketti önce bizi. Onun yasını tuttun bizden gizlemeye çalışsan da… Tam onu unuttun, biz seni yine neşeli görmeye alışmışken, bir gün yürüyemez hale geldin artık…
İlk götürdüğümüz aymaz veterinerin “soğuk almış” lafı bizi rahatlatsa da, suyun başında aval aval bakışların aslında çok şey anlatmıştı, biz seni algılayamayanlara… Ardından götürdüğümüz veteriner dilinden anladı neyse ki, ancak, seni anlayacak kişiyi bulmakta gecikmiştik. Buna rağmen biraz böbreklerini biraz düzeltsek de, bu sefer de senin yaşının geçkinliğini unutmuştuk…
Bu sabah artık dünyanın farkında değildin ve veterinere serum için götürdüğümüzde geçirdiğin şok sonrası, artık herşeyin bittiği belli olmuştu ve bitkisel hayata girmiştin. Veterinerin yaptığı testler de gösterdi ki, artık yapılacak müdehaleler sana acı vermekten başka bir işe yaramayacaktı.
Yapılacak olanı söylemeye dilimiz varmadı, ama veteriner anladı, sadece onaylayabildik biz de… Bir haftalık hastalığında iyi olman için, olabilmen için herşeyi yapmaya hazırdık. Ama olmadı işte, olamadı… Bize de şimdi sadece hoşçakal demek kaldı… Onu da sana söyleyemedim, gönlüm el vermedi o şekilde görmeyi seni… Yine de hoşçakal, dünyanın en zeki, en sevimli, en yoldaş kedisi…





Yorumlar