
Bugün ÜDS günüydü… Neredeyse bir aydır çalışmaya çalıştığım, kursa gittiğim, stresinden sivilcelendiğim ve Sosyoloji Kongresine gitme fırsatını teptiğim sınav!
Doktoraya devam edebilmem için, bu sınavdan 60 veya üstü bir puan almam gerekiyor. Ortalamaya katılmadığından dolayı da, sanırım 60 bile kurtarıcı rol üstlenecek…
Ancak, diğer yandan da geçmişteki 2 sınavımın da 49′da kaldığını düşünürsem, içimde hala bir korku var. sınav stresi başka birşeye benzemiyormuş bunu anladım ben bu süreç içerisinde!… Hem, bu sınavda bu işi halletmem gerekmesi, hem geçmiş sınavlarımın 49 gibi komik puanlarda kalması üst üste gelince, üzerine bir de 3 saat boyunca hareketsiz bir şekilde, bir sandalye üzerinde oturma zorunluluğu da eklenince çok ciddi bir yük oluyormuş bu sınav. Şimdi de sınav sonucu bekleme stresi.. Oldu mu olmadı mı diye…
Neyse ki şansıma, kafeterya binasında girdim sınava ve hem havadar, hem de genişçe masalardaydık. İlk okul sıralarına sokmadı neyse ki ÖSYM bu sefer. ancak bu sefer de, sınavı nedensiz bir zorluk içerisine sokmuşlar ve normalde yarım saat önce bitirebildiğim sınavı, son dakikada ancak teslim edebildim. Paragraf tamamlama soruları resmen öldürdü. 6 tane soru, bana sinir krizi geçirtecekti. Paragraf soruları (paragraf içerisinde geçen konu – fikirler hakkında 4 soru sorulan sorular) boyutunda paragrafı okuyup bir de arkasından ne geleceğini tahmin etmek için bir o kadar daha 5 tane şık okudum. Neyse ki, en sona bırakmıştım onları. Yoksa, sondaki paragraf soruları güme gidebilirdi.
Sonuç olarak, umutluyum gibi bu sınavdan, ancak yine de TÖMER’in sınavına ve KPDS sınavlarına da gireceğim. Daha bir de ALES deneyimi var bakalım önümüzde…
Unutmadan, bir de galiba yeni bir yasa çıkmış. Öğretim elemanı alımlarındaki mülakat kalkmış, yerine yazılı sınav gelmiş. Bir duyumdan ibaret bu. Ancak, düşünüyorum da; Bir yükseklisans veya doktora öğrencisi ALES’e test sınavına giriyor, ardından ÜDS (veya KPDS) test sınavına giriyor. Bunlardan aldığı puanlar öğretim elemanı başvurusuna ekleniyor, bir de diploma notu ekleniyor. Bu puanlar yaklaşık %50′lik bir dilimi oluşturuyor başvuru içerisinde. Yani, öğretim elemanı alacak, birlikte çalışacağı bölüm hocaları, kişi hakkında yalnızca bu rakamları biliyor. Ardından, da şimdi yazılı bir sınava girecek kişi. En azından tipini görebilecekler ama değil mi?! Başvuran kişi ne kadar konuşabiliyor? İletişim becerisi, ifade yetisi nedir? İnsan ilişkileri nasıldır hiçbir fikirleri olmadan, her başvuruyu (artık) yalnızca kağıt üzerindeki sayılardan değerlendirerek işe alacaklar ve bu kişiler de işe alan kişiler ile, kişilerin yerine derslere girecek. Nasıl bir süreklilik, nasıl bir kalite yakalanacak hiçbir fikrim yok açıkçası!…
Bir süre sonra, bu yazılı sınavı da test şekline getirirler, hatta direk kağıtları değil, başvuran kişileri optik form okuyuculara sokarlar. Çıkan sonuç ile kabul ederler veya etmezler. Rezalet resmen…





Yorumlar